Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Aileye Bilgelik Aşısı” adlı kitabında, dijital dünyanın aile içindeki sorunları ve çözüm önerilerini ele aldı.
Dijital bağımlılık, kişinin özgür iradesini ortadan kaldırabilir
Dijital bağımlılığı kişinin dijital araçlarla kontrolsüz ve işlevselliğini bozacak düzeyde meşgul olması olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, bu durumu ikiye ayırıyor ve “Birincisi dependence dediğimiz kötüye kullanım. İkincisi ise addiction dediğimiz, kişiyi adeta esir alan bağımlılık. Bu aşamada artık kişinin özgür iradesi zayıflar, davranışı bağımlılık yönetir. Bağımlılığın ilk belirtisi, kişinin yaptığı davranışların, eylemlerin hayatındaki en öncelikli ve önemli bir konu haline gelmesidir. 60 dakikanın 50 dakikasında onu düşünür. Bir şeylere ilgilenirken bile ‘Ne yaparım da hemen dijital oyun oynarım, ne yaparım da hemen dijital bir ortama girerim’ tarzında devamlı aşırı zihinsel uğraş içindedir. Dijital kumar bağımlılığı da dijital oyun bağımlılığı gibi dijital bağımlılık içine girer.” dedi.
Beyinde dopamin sistemi nasıl etkileniyor?
“Son yapılan araştırmalarda bağımlılığın da şeker hastalığı gibi benzer hastalık olduğu tespit edildi.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Bağımlılıkta da dijital, eğlence, madde haz unsurlarıyla meşgul olanlarda bir müddet sonra preaddiction, yani bağımlılık öncesi bir durum oluyor ve beynindeki dopamin reseptörleri bozuluyor. Şekerdeki insülin reseptörleri bozulduğu gibi, dopamin reseptörleri de bozuluyor. Bir müddet sonra dopamin reseptörleri daha çok dopamin istiyor, daha çok haz istiyor. Bundan sonra da dopamin yetmezliği sendromu, yani ödül yetmezliği sendromu başlıyor. Böylece kişi hayatının merkezine bağımlılık maddesini alıyor. Bu dijital/sanal olur, kimyasal olur, hiç fark etmez aynı dopamin sistemi beyninde etkileniyor.” diye konuştu.
Kuşakların sosyalleşme araçları
Son yıllarda X, Y, Z kuşaklarından söz edildiğini ve kuşakları teknolojiyle ilişkilendirerek tanımladığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Ben bu kuşakları yaştan bağımsız değerlendirmeye çalışıyorum. X kuşağı, radyo kuşağıdır ve radyonun döneminde doğmuş, büyümüşlerdir. Radyo ile hayatla iletişim kurarak sosyalleşmişlerdir. Y kuşağı da televizyonla sosyalleşmiştir. Z kuşağı da sosyal medyayla kuşağıdır ve sosyal medya ile sosyalleşmişler, iletişim kurmuşlardır. Z kuşağı, sosyal medyayı hayatlarında en önemli iletişim unsuru haline getirmiş bir kuşaktır. Bu üç kuşak arasında çok hızlı değişimler yaşanmış, önemli farklılıklar vardır. Eski kuşaklar zorluk içerisinde olgunlaşıyorlardı. Sosyal medya kuşağı ise her şeye kolay eriştikleri için varlık içerisinde olgunlaşmak durumundalar.” ifadesinde bulundu.
Dijital bağımlılık nasıl anlaşılır?
Dijital bağımlılığın anlaşılmasında madde bağımlılığındaki ölçütlerin kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:
“Bu ölçütleri dijital bağımlılığa, ekran maruziyetine uygulamasını yaptığımız zaman, aşırı zihinsel uğraş, başarısız bırakma girişimlerini görüyoruz. Yani kişinin, kötü sonuçlarını gördüğü halde devam etmesi, tehlikeli kullanımlar ortaya çıkıyor. Özellikle gençlerin yaşadığı dijital dünyada, öğrenilmiş otizm vakaları artıyor. Gençlerin, başkalarıyla anlamlı iletişim kurmakta zorlandığı, sosyal ortamlarda kendilerini ifade etmekte güçlük çektiği, duygularını ifade etmekte ve anlamakta zorlandıkları görülüyor. Bu durum, dijital dünyanın getirdiği öğrenme ve iletişim biçimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.”
Dijital oyun bağımlılığı
Dijital oyun bağımlılığı popülerliğinin özellikle pandemi döneminden sonra arttığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü insanlar içe kapandı, evde yalnız kaldılar. Bir eğlence ve ilgi alanı olarak oyunlara çok yöneldiler. Dünyada yapılan araştırmalarda, pandemi döneminde bağımlılık tanısı %50 artış gösterdi. Pandemi geçtikten sonra bunun yavaş yavaş normale dönmesi lazım ama çok normale dönmedi. Dijital bağımlılık da bir bağımlılık türü olarak literatüre girdi. Çocuklarda, özellikle gençlerde daha çok ortaya çıkıyor. Zevk alacakları başka alanlara yönelmekten daha kolay zevk alacakları için buna yöneliyorlar. Oyunların çoğu da tek kişilik oyunlar değil, çevrimiçi gruplarla oynanan strateji tarzı oyunlar. TÜİK’in 2021’de, 6-15 yaşlarındaki çocuklarda yaptığı istatistikte önceki yıllara göre %66 artış olduğu görüldü. Kendi klinik tecrübelerimizde de bunu çok görüyoruz.” dedi.
Dijital oyunlardaki şiddet
Dijital oyunlarda yönetilmenin özellikle çocukların ilgisini çektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Sanal ortamda ellerinde silahla insanları öldürüyorlar, bu da çocukların hoşuna gidiyor. Soyut düşünce ve beceri gelişmediği için çocuklar eğlence olarak görüyorlar. Mesela şu anda çocuklara özellikle Gazze’deki olaylar örnek gösterilerek, ‘Bak, sen oynuyorsun sanal şiddet oyununu ama bunun gerçeğinde çocuklar annesiz, babasız, yuvasız kaldı’ denebilir. Yahut ‘Bu bir oyundur, oyun olarak oyna, her insan beyninin eğlenmeye de ihtiyacı var ama bu insanın günlük zamanı içerisinde %20’yi geçmemeli. Diğer eğlenceler var, arkadaşlarla sohbet gibi, bunlara da zaman ayırmalısın’ önerisi sunulabilir.” şeklinde konuştu.
Empati eğitiminin önemi
“Şu anda dünyadaki bütün kötülükleri bir odaya doldurun kapısını empati yoksunluğu açar. Çünkü empati olmayan bir kimse sadece kendi çıkarından olaylara bakar ve karşı tarafın acı çekmesinden rahatsız olmaz.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:
“Anne babalarıyla zaman geçirmeyen çocuklarda oyun bağımlılığını daha fazla görüyoruz. Hatta bu çocuklar öyle oyun bağımlısı oluyor ki vakit kaybetmemek için tuvaletini odasında pet şişeye yapıyor. Oyun bağımlılığı, beyindeki ödül ceza sistemini bozuyor, yani kokain bağımlılığından farklı değil. ‘Ne olacak bir oyun!’ dememek lazım. Birçok anne de ‘Aman evde, gözümün önünde oyun oynuyor. Ne olacak ki!’ deyip, çok dikkate almıyor. Dikkate almadığında da çocuk bir müddet sonra artık başka şeyden haz almamaya başlıyor. Artık bağımlılara ödül yetmezliği sendromu deniyor. Bu kişilerde beyin ödüllere, hazzı aramaya çok daha kolay ulaşıyorlar. O bölgeyi tedavi etmek gerekiyor ama tabii ki kişi isterse bu tedavi oluyor.”
Bağımlılık tedavisinde nörobilimsel yöntemlerin kullanıldığı belirten Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki bozulan ödül sistemi manyetik uyarılarla yeniden düzenlenmeye çalışılıyor. Ancak kişi istemezse hiçbir tedavi işe yaramaz.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı


